Perşembe, Kasım 24, 2011

Simülasyon

Acele acele herzaman ki gibi bir yerlere koştururken şişştttt Ayla dedi bir ses..Arkama baktım beni tanıdın mı dedi. Gözlerimi tanımak istercesine kıstım ,uzun uzun baktım. İsim hafızam zayıftır da görsel hafızam iyidir aslında ama yine de çıkaramadım özür dilerim dedim. Görmediğin için tanımamanız çok normal dedi.Hafifçe tebessüm ettim sonra içimden eee görmediysem nasıl tanıyabilirim ki bu ne biçim bir soru dedim.Anladı galiba bakışlarımdan direkt konuya girdi.Biraz nefes almaya var mısın dedi?Ürktüm bu kimdi ki şimdi .İyi günler size dedim yine acele biçimde yürümeye başladım arkamdan bağırdı Hanimiğnesi bugün bir dilek hakkın olsa ne dileceğini biliyorum ve onu gerçekleştirmeye geldim dedi..Bir an duraksadım,bocaladım, kendime yenik düşüp arkama baktım sinirlendim kimsin sen diye haykırdım.

Hani bir gün eşinle gitmiştin ya 4d simülasyonu ile İstanbul’u gezmiştiniz ona benzer bir simülasyon hazırladık desem derken sözünü kestim. Bunları nerden biliyorsun hem simülasyondan banane dedim.Simülasyon senin geçmişine ait dedi elini uzattı var mısın ?An bile düşünmeden peşine düştüm.Yollar çok ama çok tanıdıktı. Aaaaa burası annemin arka bahçesi dedim bir sandalye vardı sadece tek bir tahta sandalye kemerimi bağlayıp gözlüklerimi taktım ve simülasyon başladı.

İlk önce evimizin içindeydim akşamdı oturma odasından mis gibi kokular geliyordu.Babam yine her zaman ki gibi portakalı soymuş başucumuza koymadan elleriyle kızlarına yediriyordu sonra kabukları sobanın içine attı çok güzel bir koku yayıldı ohh be özlemişim bu kokuyu.... Kafamı sağa çevirdim annem kestaneleri sobanın üstüne atmak için çiziyordu ,babam sobanın üstüne koyup pişirdi yine elleriyle temizleyip kızlarına yedirdi. Sonra ortadan bir an kayboldum kendimi takip ettim yatak odasına sote bir yere saklanmış birşeyler bekliyordum merakla bende bekledim .Ablam girdi odaya sürekli arkasına bakıyordu dolabın içinde bir kutu,kutunun içinde bir sürü tipitip sakızlar vardı.Ablam içinden alırken saklandığım yerden fırladım ahaaaa sen alıyormuşsun demek sakızlarımı, yakaladım dedim.Yine kavgaya tutuştuk.Babam belli periyodlarla bir kutu ablama bir kutu bana sakız alırdı ya ablam hemen bitirirdi sonra benimkine musallat olurdu doğru ya unutmuşum. Babam koştu yine ayırdı bizi.Sürekli ama baba ama baba hep böyle yapıyor kendisininkini bitirip sakladığım yerden bulup benimkini alıyor diye sürekli bağırıyordum.

Bir ses duydum sonra koştum hemen pencereye camlar buhar olmuştu elimle buharı sildim Sabiha teyze değil mi o.Kar ne kadar çok yağmış.Annemi çağırıyordu hadi kaymaya.....Hazırlandık akşam vakti kızakla Sabiha teyzenin arkasına oturdum dik ama çok dik yokuşumuzdan hızlıca inerken bağırıyorum.Anne bakkkkk uçuyorummmmmm Gülümsedim o kızağa tekrar o halimle ne çok oturmak istedim.İçeriye girdik annanem ellerini çırpıyor oooooo mastika şarkısını söyleyip ablam göbek atıyordu.Annem artık kızıyor haydeee yatağa ,annemin hazırladığı koca bardak ballı sütümüzü içtik doğruca yatağa. .Herzaman ki gibi annanemi ortamıza almışız ben kütüphane şeklinde kanepede oturup onları seyrediyorum eskiye ait hikayeler anlatıyor bize.Anane bir daha anlat amaaaa sesi odada heyecanla yankılıyor.....

Sabahın körü annem herkesten önce kalkmış canım benim.Mükellef bir kahvaltı hazırlamış elimi uzatıp almak istiyorum,alamıyorum bir köşede herkesin kahvaltı etmesini bekliyorum.Annem belime kadar olan saçlarımı tarayıp örecek Allah Allah rahat durmuyorum diye tarağın dişlerini geçirdi mi bak kafama yine.Yukarıya halamın mutfağına çıkıyorum Şehriye teyzeye bağırıyorum erikleri koparabilir miyimm.Erik Şehriye teyzenindi ama sadece gövdesi kendi bahçesinde tüm dallar ve erikler halamın penceresinde.Arkama dönüyorum kısık sesle kız hala Şehriyeden hiç isim olur mu acaba tel Şehriye mi diyip hem kikirdeyip hem de dalga geçtiğim kadının eriklerini kütletiyorum.Halam kızıyor kız sus duyacak...... Ooo annem öğlen yemeğini çoktan pişirmiş , hadi bunu git Fatma teyzene götür diyor ama anne çok kötü kokuyor onun evi,sürekli bana sümüklü böcek diyor gitmek istemiyorum diye inat ediyorum.Yaşlılara yardım etmek ne kadar sevap biliyor musun diyor mecbur sevap kazanmak için tabağı alıp gidiyorum,izliyorum o küçük kızı nasılda adımları geri geri gidiyor.Off yine suratı sirke satıyor sümüklü böcek sen mi geldin gir mutfağa koy diyor .Sarımsak kokulu eve girerken midem bulanıyor öğürecek gibi oluyorum hızlıca dışarıya çıkıyorum derin bir nefes alıyorum ohhh dünyalar varmış beaaa

Aylaaaaa diyor tatlı bir ses koşuyorum hızlıca bende peşinde acaba bu kadar mutlulukla nereye gidiyor merakla izliyorum.Aaaaa Emine teyze değil mi o.Şeker veriyor bana herzaman ki gibi .Sen ne tatlı kadındın be Emine teyzem diyorum siniyorum yanı başlarına.Ermeniydi savaş zamanı arabadan düşmüş Türk bir aileye evlatlık verilmiş ya her annem kızdığında Emine teyzem gelirdi aklıma acaba ben hangi arabadan düştüm.

Emin teyzeden çıktığımda birden mevsim değişti.Kar yerden kalmış ilkbahar olmuş.Ablam ve mahalleden arkadaşlar saklambaç oynuyor.Koşuyorum yanlarına bende oynamak istiyorum.İzliyorum sen ebe olacaksın dediler ablam itiraz etti.Sakladı beni arkasına o daha küçük ebe olamaz diye kavgaya tutuştu arkadaşlarla.En son o geldi ebe o olacak dediğinde ablam nasılda hindi gibi kabarıyor.Onun yerine ben ebe olurum o olamaz dediğinde nasılda sarılmak istedim ona. Sıkıldım oynamaktan yürüyorum tontonum diye yaşlıca bir adama sarılıyorum.Ayyy bakkal Osman dedem bu ,torunu yoktu beni torunu bellemişti. Bakkalının karşısında ki bankta oturmuş ben yine bıcır bıcır birşeyler anlatıyorum ben anlatıyorum o kahkahalar atıyor ben anlatıyorum o kahkahalar atıyor. Müşterisi geliyor ben de oradan ayrılıyorum.

Urgancı sokağa sapıyorum vay vayyy bensiz çift kale maç ha diyorum. Çağırıyorlar beni de Yakup, Aytekin,Okay bir tarafta ben, yasemin,Neslihan öbür tarafta.Yine erkekler dalga geçiyor bizimle isterseniz 3-0 başlayın maça.Yasemin ne güzel de çalım atıyor ,kıskanıyorum ben biraz daha çit kırıldım topa girmekten çok korkuyorum.Off yine kavga çıktı bak maçta, şu erkekler ne kadar da mızıkçı ama.Annemin sesi yankılanıyor sokakta oyy ben kaçtım gidiyorum ve yürüyorum.Bizim sokağa girmeden gazoz kapağı görüyorum yerde mutluluktan havalara uçuyorum diğer gazoz kapaklarımın yanına koymak için elbette ki cebime atıyorum. Seyrederken gazoz kapağı ve mutluluk aynı kareye nasıl girer diye çok şaşırıyorum.

Eve girmeden Şaziye teyzeme uğruyorum o mahallede en çok o evi seviyorum.Ayy kıyamam yine radyonun başında oturmuş ağlıyor.O zamanlar hikayesini bilmezdim ya keşke mümkün olsaydı da mutfağa girip iki sade Türk kahvesi pişirip hikayesini ondan dinleyip birlikte ağlasaydık,sarılsaydım diyorum.Yalnız bırakmak için içim acıya acıya oradan ayrılıyorum.

Tam eve girecekken yokuşun başında biri beliriyor,dikkatlice bakıyorum sonra Zakir dedem diye koşuyorum. Elleri dolu ,Eminönünden gelmiş.Memlekette gölde balık tutmak için ağ almış yine.Hep birlikte yemeğe oturuyoruz ne çok isterdim tontalağımı bağrına basmasını,büyük dedesini tanımasını o an sadece dolu dolu ağlıyorum......

Halamın sesiyle irkildim bir yandan da kapıyı çalıyor.Ayla balığa gidiyorum gelecek misin diyor.Annem hızlıca hazırlıyor beni.Olta halamın kova benim elimde Kuruçeşmeye doğru yürüyoruz.Halam deniz bugün çok bereketli diyor ben üzülüyorum.Balıklar oltanın ucunda çırpındıkça halacım canları çok mu acıyor diye soruyorum.Hadi oltadan çıkar balıkları diyor, çok kere yapmama karşın balıkları oltadan çıkarırken çok tedirgin oluyorum sonra kovaya bırakıyorum.Ama haksızlık bu diyorum içimden halam görmeden birkaçını denize salıyorum tamam bu son balık olsun derken yine azarı işitiyorum.Akşama yemek yokk Ayla bunları yiyeceğiz ama.Bir dolu kova ile evimize dönüyoruz annemde nasibi alıyor tabiki.Balık o kadar çok ki bir tavalık Aysel teyzeye ,bir tavalık Hatice teyzeye götürüyorum.

Yolda babamla karşılaşıyorum işten dönüyor, grev varmış fabrika da yine.Davullar çalıp halay çekmişler yolda onu anlatıyor.Evimize giriyoruz yemeğe oturuyoruz babam biraz sıkıntılı bana dönüyor diyor ki benim tüm dünyamsınız, siz varsınız ya ben herşeyin üstesinden gelirim derken sesler karışıyor birbirine simülasyon bitti diyor yine aldığı yere yani annemin arka bahçesine beni bırakıyor.Sadece bağırıyorum görmediğim o kadar çok kişi var ki hayır bitmesin diyorum,hem daha ipe boncukları dizip kolye yapıp sattığım köşe başına gitmedik, annemden dayak yememek için saklandığım halamın dolabına girmedim,kiraz ağacımızdaki kirazları yiyen kuşlara kızmadım, annemin çiçekleriyle konuştuğunu ve onları nasılda kıskandığımı görmedim..........

Arka bahçeden eve giriyorum tontalağımı alıp sıkıca sarılıyorum.O kadar kötü hissediyorum ki kendimi bu simülasyon bile kendime getiremedi beni.Göremiyorum ortadaki sorunu ı ıhhh bir türlü göremiyorum. Çabalıyorum öyle bir şey ki çabaladıkça batıyorum.Hatayı ben nerede yapıyorum sürekli sorguluyorum. Çaresizlik ne kadar kötü bir duyguymuş diyorum.Biliyorum geçecek ama geçene kadar böyle hissediyorum. İnsanların özellikle  de annelerin nasıl yaşlandığını anlıyorum

Keşke herşey küçükken olduğu kadar kolay olsa,keşke tek derdim beyaz bir elbisem olmadığı için olsa, keşke babamın kucağına oturup bana tüm dünyam sensin dese ve yine kendimi güvende hissetsem.

14 yorum:

gülay dedi ki...

Offf Ayla mahvettin beni:(
Sen yaz ,çok çok yaz emi.

Tibetin annesi dedi ki...

bir anım bile yok! :(

otuzundansonra dedi ki...

ah o Tipi Tip benide ne kadar geriye götürdü yahu,herşeyi ne güzek anlatmışsın Ayla'cım.
Artık varmı öyle komşuluklar!

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

ya yarıya kadar geldim...
çıkmam gerek şimdik
akşama devamı getirip yorum bırakacağım :D
sağlıcakla kal ;)

Ayla dedi ki...

Gülay yazmak iyi geliyor bana,hoş henüz bugün ki etkisini göremedim,teşekkür ederim

Sibel karıştırsam,biraz eşelesen,en kuytu köşelerine gitsen hafızanın bulamaz mısın?

Otuzundan sonra bence böyle komşuluklar yok,aynı apartmanda olduğum halde malesef ismini bilmediğin komşularım var.Eskiden herkes aile gibiymiş büyük bir aile.Beğenmene sevindim.

Bahar hoşcakal yorumunla tebessüm ettirdin beni..

bahriye-krm dedi ki...

ayla okurken nerelere gittim bir bilsen...sen yazmışsın, ben yaşadım...henüz 26'dayım ama nerde kaldı o günler demeden edemiyorum :(

Ayla dedi ki...

Bahriye gerçekten biz çok ama çok şanslıymışız,evet şimdiki çocuklargibi dediğimiz hemen olmuyordu ama hayatımızda mutlu eden şeyler vardı mutlaka.Sokaklarda büyüdük biz,bizim çocuklarımız ancak parkta:(

Filiz dedi ki...

aldın görüedün benide çocukluğuma, ne çok şey var benimde yazmak istediğim ama kelimeleri bir araya getirmeyi böyle hikaye gibi, tadı veremiyorum, hepsini tek tek okudum, ve ayla nereli diye merak ettim, sanki trakyalı gibi geldi :))

Ayla dedi ki...

Filiz haklısın yani mastika hade,beaa gibi kelimelerden trakyalı olduğumu düşünmen:)lakin ben doğma büyüme İstanbul/orkaköylüyüm.Kanımda ise karadenizlilik var.Samsunluyum hem de katışıksız.Galiba sen Kastamonuyluydun sanki bir yazında öyle yazmıştın Erol Kastamonuludur:)

Sevgi dedi ki...

aylacım süpersin sen ya..

Ayla dedi ki...

Sevgicim teşekkür ederim

İkiz Annesi dedi ki...

Okudum okudukça çocukluğuma gittim bu kadar çok hatırlamıyorum nedense aslında nedenini de biliyorum ama neyse sıkıcı bir neden gerek yok şimdi...
Seni okumak seninle bir oralarda dolaşmak çok güzeldi yüreğine sağlık canım benim...

seda dedi ki...

ah ayla'cım ben de çok özlediğim çocukluğuma gittim geldim senin sayende,iyi geldi vallahi :-)ellerine sağlık canım...

Ayla dedi ki...

Aylin teşekkür ederim ben nedense o günleri unutmak istemiyorum kötü günlerimde oldu elbet hep iyileri hatırlamaktan yanayım

Seda teşekkür ederim çocukluğumuz çok başkaydı şimdikiler şanslı mı şansız mı bilemedim şimdi